Denizli’nin Kaleiçi çarşısında kendilerine ayrılan bölümde mesleklerini icra eden bakırcılar, tüm zorlu koşullara rağmen el emeklerinin kıymetine sahip çıkmaya devam ediyorlar. Özellikle ekonomik açıdan çok zorlu bir dönemden geçen bakırcılar, kendi yaşam konforlarından fedakarlık göstererek mesleklerine sahip çıkıyorlar. Birçoğuna babadan kalan ve birçoğunun da evladına miras bırakmak için can attığı bakırcılık, endüstriyel üretim ürünleriyle epey zorlu bir savaş sürdürüyor. Bu savaşın önemli neferlerinden biri olan ve Kaleiçi çarşısındaki mütevazı atölyesinde ortaya çıkardığı el emeği ürünleriyle mücadeleye kılıç tutan Ali Erbek, konuyla ilgili pek de iç açıcı şeyler söylemiyor…

“’Bakırcılık Öldü Dersiniz’ Diye Tepki Gösteriyorlar!”

Emeklerinin karşılığı olan fiyatlar karşısında halkın tepki gösterdiğini dile getiren usta zanaatkar, “500 lira diyoruz 200 lira para veriyor, bir de ‘bakırcılık öldü dersiniz!’ diyor. Ben senin verdiğin fiyata göre mi şey yapacağım burada. Herkes böyle düşünüyor. ‘Ölüyor dersiniz!’ diyorlar. Bir basına demeç vermek suç mu oluyor? İşte böyle tepki gösteriyorlar bize.” ifadelerinde bulundu.

“Amacın Bakır Almaksa, Bedelini Ödeyeceksin.”

El zanaatına verilen değerin artık kalmadığını belirten bakır ustası, “Artık el zanaatına dönüp bakan yok. Çünkü alternatifi var. El zanaatını hiç görüyorlar. Mesela elimdeki sini. Bakır olarak yenisini alsa, aşağı yukarı 1800-2000 lira civarı. Gidiyor 300 liraya paslanmazını alıyor, ‘aynı işimi görüyor’ diyor. E görsün. Niye gelip bana meramını anlatıyorsun. Git paslanmaz al. Niye gelip bana bakır soruyorsun? Amacın bakır almaksa, bedelini ödeyeceksin. Zanaat bu çünkü. Bir sini 1 günde yapılır elde, makinede adam günde 300 tane yapar” dedi.

“Talep Sıfıra Yakın!”

El emeğine gösterilen talebin neredeyse sıfır olduğunu ifade eden usta bakırcı, “Talep sıfıra yakın. Sıfır desek de olacak yani. 100 kişiden 1 kişi rağbet gösteriyor. Çark dönmüyor tabii. Bizim işimiz ağırlıklı olarak camilerin üzerine hilal ve yıldız yapmak. Yanında bunları da serpiştiriyoruz.” açıklamasında bulundu. Sözlerinde bakır fiyatlarına da değinen zanaatkar, “Bakır madeni çok pahalı. Yapılmamış malzemenin kilosu 400 lira. Bugün bir müşteri en ufak bir ürün almak istese en az yarım kilo. Müşteriye işçiliğiyle birlikte 400 lira desen müşteri ‘ooo!’ diyor, hemen gidiyor 40-50 liralık alüminyum malzemeyi alıyor. Sağlığını düşünen yok. Herkes cebine. Bakır her zaman sağlıklı.” ifadesinde bulundu.

“Bakırcıların En Genci Benim. Yaş 60.”

Bakırcılık zanaatının sonraki nesle aktarılmasının çok zor olduğunu anlatan Ali Erbek, “Bakırcıların en genci benim. Yaş 60. Yaşaması zor olan bir mesleğe çırak geldi mi, bu kişinin vebalini almış olursun. Diyelim çocuk ortaokulu bitirdi geldi 15 yaşında. Bu mesleği öğrenmesi için en az bir 5 sene lazım. E şimdi 15 yaşındaki çocuğa sigorta yapacaksın, iş kazası var, o var bu var. Ondan sonra asgari ücret vereceksin, 25 bin lira. 25 bin lirayı bulursam, ben zengin adamım. Zanaat bitti yani. El zanaatı bitti.” dedi.

“Ne iş olursa olsun, el emeğine saygı göstersinler” temennisinde bulunan emektar bakırcı, “bakır tarihtir” diyerek, bakırcılığın tarih olmaması için atölyesinde çalışmalarına devam ediyor.